/haber/No17_CumhuriyetTamSayfa.jpg)
Haberin İçeriği (txt)
15 gencin kurduğu Labris Teknoloji, bilişim alanında yepyeni projelere imza atıyor. Şirketin kurucu ortaklarından Seçkin Gürler ile konuştuk:
Bizim gücümüz beynimiz
Genç beyinlerin başarı öyküsüdür. 15 gencin "Biz Türkiye'de üretilmeyeni üreteceğiz" diyerek sıfırdan başladıkları ve 2002 yılında kurdukları Labris Teknoloji, internet altyapı ve güvenlik sistemleri üzerine faaliyet gösteriyor. 2006 yılında Labris Teknoloji'nin Ar-Ge projesi, en başarılı 78 adet proje içinde üçüncü en iyi özel sektör bilişim projesi seçildi. Ayrıca Cebit Bilişim Eurosia 2006'da 40 proje ile birlikte inovasyon bölge-sinde temsil edilme ve desteklenme hakki kazandı. Bugün yola 12 kişilik ekiple devam ediyor. Kurucu ortaklardan Seçkin Gürler ile sohbet ettik.
Nasıl bir araya geldiniz ve Labris Teknoloji’yi kurma fikri nasıl oluştu?
Labris Teknoloji'nin doğuşu 2001 krizine dayanıyor. "2001 krizi niye çıktı" diye düşünürken bu ülkede üretim yapmadan bu krizin çok daha büyüklerini yaşayacağımızı gördük. Geçmişte gönüllü organizasyonlarda da bir arada bulunduğumuz güzel bir ekiple neler üretebilirize odaklandık. Oğuz Yılmaz ve Labris Teknoloji'nin temellerini atan birçok arkadaşımızla okul sıralarında beraber çalıştık ve birbirimizin yeteneklerini tanıma fırsatı edindik. Önceleri maaşlarımızın bir kısmını halen öğrenci olan yarı zamanlı arkadaşlarla paylaşarak fikirlerimizi denemeye başladık. 2001 yılı krizi bizim için hep aklımız da olan şeylere başlamak için fırsatlar doğurmuştu. Ar-Ge (Araştırma-Geliştirme) yapılacak alanlar seçilirken öncelikle yurtdışından yoğun olarak ithal edilmek zorunda kalınan ve her kurumda kullanılan temel bileşenler üze-rinde çalışıldı. Sermaye ihtiyacı, büyük hedeflerimizin önündeki en büyük engeldi. 2002 yılı başında şu an halen uğraştığımız internet güvenliği ve sunucu yazılım ürünleri ile ilgili ilk iş planlan oluşturulmaya başlanıldı. 2002 2004 yılları, ortalama 15 kişilik bir ekiple, kuluçkada geçirilen yıllar oldu. Hedefimiz uluslararası rekabet edebilir yetkinlikte ürünler geliştirmek olduğundan hayli uzun ve zahmetli bir kuluçka dönemi geçirmemiz gerekiyordu. 2004 yılı sonunda ürün, yaygın dağıtım aşamasına gelmişti. Bu geçiş döneminde kritik bir kararla sermayedar şirketin hisseleri devralındı. 2005 yılında Labris Teknoloji kurularak yeni döneme yeni bir yapılanmayla da girilmiş olundu.
Labris Teknoloji, bugün nasıl bir proje ya da projeler üzerinde çalışıyor?
Ürün ailesi içinde Güvenlik Duvarı, VPN,:Hat Sığa ve Yedeklilik Yönetimi, URL/İçerik Filtreleme, Antivirüs/ Antispam Ağ Geçidi, Saldırı Tespit ve Önleme, Güvenlik Tarama Sistemi, E-Posta Sunucu Sistemi gibi her internet ve intranet altyapısında kullanılan temel ürünler yer alıyor. Ürünlerimiz 2.5 yıldır piyasada aktif olarak satılıyor.
KRİZLER YOL GÖSTERİCİ OLDU
Aradan geçen 6 yılı değerlendirecek olursanız neler söylersiniz, hem şirketiniz hem de sektörün gelişimi açısından?
6 yıldır sıfır sermayeli bir teknoloji şirketinin büyürken yaşayabileceği hemen her şeyi yaşadık. Bunların çoğu da sektör için bir ilk ve yol gösterici oldu. Artık daha çok üreten, bilgi katma değeri sağla yan bilişim şirketi gözlemleyebiliyoruz. Bu üreticiler yerel işler yapmaya devam edemeyeceklerinin de farkına vararak uluslararası bir boyuta taşınmaları gereğini de fark etmiş durumdalar. Her alanda daha bilinçli bir altyapıya sahibiz. Ama üretim kültürü ve yenilikçilik anlamında herkesin üzerine düşen daha çok şey var. Bu konudaki eksikliklerden dolayı zincir bir türlü tamamlanamıyor ve üreten bir sektör olamıyoruz.
Labris Teknoloji, sıfırdan başladığı çalışmaların ODTÜ Teknokent Merkez Ar-Ge ve Ostim Donanım Ar-Ge ofislerimizde 25'e yakın Ar-Ge personeliyle sürdürüyor. Türkiye'de önemli birçok kamu, özel ve askeri kuruluş ürünlerimizi kullanıyor. Uluslararası kabul görme anlamında da yol kat edildi. Labris, Common Criteria (Ortak Kriter) sürecine başlamış, ticari ilk ve tek Türk bilişim ürünü.
EĞER HİNDİSTAN'DA OLSAYDIK?
Labris Türkiye'de değil de gelişmekte olan farklı bir ülkede (yazılın olduğu için söylüyorum), örneğin Hindistan'da ya da Singapur'da kurulmuş olsaydı ne farklı olurdu ya da bugün nerede olurdu?
Birçok şey yapılıyor Türkiye'de. TÜBİTAK, TTGV tarafından verilen destekler, teknokentlerce sağlanan sinerji, girişim sermayesinin yavaş yavaş ortaya çıkması, hepsi güzel işaretler. Fakat bir türlü zincir tamamlanmıyor ve bu kadar emek, toplu bir yükselişe zemin oluşturamıyor. Türkiye'de işin zorluğu, üretmek kültürünün henüz tam anlamıyla benimsenememesinden kaynaklanıyor. Bu kültürün oluşmasında sorumlu olan birçok unsur var. Üretici, dağıtıcı, kullanıcı, mühendisler, üniversiteler, teknikerler, devlet, vakıflar, basın diye listeyi istediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Bahsettiğiniz ülkeler bilişim alanında stratejik hedeflerini ortaya koymakta ve bunu topyekun bir bilinçlenmeyle üretime dönüştürmekte başarılı olmuş ülkeler.
Muhtemelen bahsi geçen ülkelerde olsaydık temelde gerekli her şeyi yerli yerinde bulacak tık, hatta birçoğunda daha işe başlarken kim den fon bulabileceğiniz, 2-3 yıl sonra hangi seviyeye ulaşırsanız kimler tarafından işbirliği için davet edilebileceğiniz, ürettiğinizi kimle re satabileceğiniz bile bellidir.
Altyapılar hazır olduğunda, 6 yılda kat ettiğimiz yolu, en çok yan zamanda alabilmek mümkün olacaktır. Sisteme bir bütün olarak bakabilme ye, işleyişlere hâkim olabilmeye çok ihtiyacımız var.
İran, Yunanistan ve Kazakistan'dayız
Labris'in cirosu ne, ihracat oranı ne? Hangi ülkelere, ne tür yazılımlar ihraç ediyorsunuz?
Henüz piyasaya sunulalı 2,5 yıl kadar olsa da yurtiçi ve yurtdışından gelen talepler geometrik bir şekilde artıyor. Sadece kendi ürettiği ürünleri satan bir şirket olarak, 2007 yılı, 1 milyon YTL'lik maaş ödemesi öncesi karlılık hedefimizi yakalamış durumdayız. Ama ciro ve pazardaki konumumuzu konuşmak için henüz erken, halen Ar-Ge süreci sonrasında bilinilirliğimizi arttırmaya çalışıyoruz.
Yurtdışında yaptığımız satışlar var, ama gidiş yolunun doğru seçilmesi lazım. Şu zamana kadar yaptığımız yurtdışı projeler istediğimiz türde satışı yapılmış ve istediğimiz türde altyapısı oluşturulmuş satışlar değildi. Halen Yunanistan, İran ve Kazakistan' da çalışan ürünlerimiz var. Yapmak istediğimiz şey, çalışacağımız ülkede varlığımızı ilan edip arkasından belli kanalları kullanarak satış yapmak. Ama bunun zamanı var. Şu an Türkiye'de bile satış kültürü, iş geliştirme kültürü, stratejik planlama kültürü tam olarak oturmuş kavramlar değil. Stratejik planlamanın gereği olarak; adımlarınızı çok iyi tartmanız lazım, neyin ne zaman ne getireceğini çok iyi ölçebilmeniz lazım. Gelecek hedefleriniz nedir?
Bütün bunlardan bahsettikten sonra gelecek hedefleri için karamsar olmanın bir anlamı da yok. Türkiye'de olduğu gibi, başı sonu belli, müşterinin nereden gelip nereye çıkacağı, desteğin nasıl verileceği, Ar-Ge'ye nereden geri beslemenin döneceği tamamen belli yapıları yurtdışında da kurmak istiyoruz. Geldiğimiz noktada, 2008 yılı içinde 2 veya 3 ülkede çalışmalara başlayacağız. 2010 yılı hedefimiz en az 7 ülkede satışın yapılması ve şu an 25 kişilik olan ekibimizi 200 kişiye taşımak ki uluslararası camiadaki onurlu ve gururlu yerimizi alabilmemiz için bu rakamlara erişmemiz lazım, en azından.
|