![]() |
Tarih: 14 Haziran 2008 |
|
Haberin İçeriği (txt) Savunma ve Bilişimin Stratejik Birlikteliği... - Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın ulusal kaynakları nasıl kullanacaklarına ilişkin hazırladığı stratejik planın savunma sektörüne katkısı konusunda görüşleriniz nelerdir ? Üretim yaklaşımızın, on yıllardır gelişerek bu boyutlara ulaşması sevindirici. Uzun vadeli planlama ve birinci elden yönlendirmeyle sektör kendinden beklenilen kabiliyetlere ve çeşitliliğe kavuşacaktır. Sektör, geçen zaman içinde bel kemiği üreticilerini vakıflar aracılığıyla kurmuş ve üretende / üretilende kalite, çeşitlilik ve uluslararası rekabet aramaya başlamıştır. Bu süreç diğer sektörlerde kabiliyet kazanmış ve gerçek anlamda bir Türk Savunma Sanayinin oluşmasında katkısı olabilecek büyük küçük tüm şirketlere imkanlar sunacaktır. Alternatifleri farklı yorumlarla üretecek, rekabet eden, dinamik bir sektörün oluşturulması gerekliliği açık olmalı. Satın almalar toplu ve büyük projeler olarak yapılmaya devam edilse de, SSM birinci elden sektörün bu seviyeye erişmesinde dinamik bir rol oynamalıdır. Bunun için birden fazla üreticiye prototip ürettirerek, analiz çalışmaları yaptırarak, sonuçlarını değerlendirerek ve üreticileri birinci elden yönlendirerek istediği sonuca varabilir. Mevcut durum, kritik konuların hep aynı tip entegratörler ve kişilerce ele alınmasına neden olmakta, çeşitlilik ve yenilikçilik konularında ciddi bir kısır döngü içinde kalınmaktadır. Kurumlara ana yüklenici olarak verilen projelerin çok kalemli ve büyük boyutta olması, sanayinin oluşmasında insiyatifi bu ana yüklenicilere bırakmaktadır. Her ne kadar SSM iyi niyetli olarak alt yüklenicilerle çalışmaya zorlasa da, yükleniciler için öncelikli dış kaynak kullanımı katma değerli bilgi birikimi yerine, zaten dışarıdan alınması mecbur bileşenleri toplamak ve kalanı kendi içinde halletmek yönündedir. Fikir zenginliği yüksek bir sektör, küçük ve esnek üreticilerin ve danışmanların işin içinde ne kadar olacağıyla ilgilidir. Planda çizilen çerçeveden herkesin heyecan duyacağına eminim, fakat uygulamalar ortaya ne tür bir sanayinin çıkacağını gösterecek. - Türkiye, savunma ve güvenliğine yönelik silahlı kuvvetler ve kamu kurumlarının sistem ihtiyaçlarını karşılamak için kendi kendine yeterli bir durumda mı ? Geniş çaplı bir muharebe de yaklaşım hızla değişmekte ve teknolojiyi daha fazla içine almaktadır. Örnek olarak, uyduların bilgi edinmekte kullanımı çok yeni olmasına karşın etkisi ortadadır ve her ordu bu teknolojiye sahip olmak istemektedir. Fakat uzun yıllar gündemimizde olan ve işleyişlerimizde önemi tartışılmaz hale gelen siber dünya göz ardı edilmektedir. Özellikle savunma sektöründe şu ana kadar büyük tehlikeler yaşanmaması, bu saldırıların gizliliğinden ve zamanı gelmediğindendir. Siber savaş muharebe zincirinde yerini almıştır. Siber güvenlik özelinde sektör, bırakın üretim yapmayı kullanıcı olarak bile yeterli bilgi birikimine sahip değildir. Bu durum, Labris Teknoloji’ nin 6,5 yıldır edindiği üretim tecrübesi ve bilgi birikiminin önemini katlamaktadır. Estonya’nın karşılaştığı türde bir siber saldırıda NATO’ nun en güvenilir ve güçlü ordusu kimseden medet ummayacak derecede hazır ve altyapısını ona göre şekillendirmiş olmalıdır. Bu anlamda kullanılan ürünlerin millileştirilmesi bir ilk adım olsa da esas konu kullanıcı ve yöneticilerin bilinçlendirilmesi ve üretici seviyesinde derin bilgi birikiminin oluşturulması, aktif olarak kullanılmasıdır. Bu tür bir muharebede en tehlikede olan ağlar güvende olarak bakılan kapalı ağlardır. Yönetilmemek kaynaklı açıklar ödenmesi zor bedeller yükleyebilir. - Türkiye’nin stratejik, savunma ve güvenlik ihtiyaçlarına teknolojik gelişmeler doğrultusunda özgün yurtiçi çözümler sunmak için ne gibi tedbirlere ihtiyaç vardır ? Alternatifleri farklı yorumlarla üretecek, rekabet eden, dinamik bir sektörün oluşturulması gerekliliği açık olmalı. Satın almalar toplu ve büyük projeler olarak yapılmaya devam edilse de, SSM birinci elden sektörün bu seviyeye erişmesinde dinamik bir rol oynamalıdır. Bunun için birden fazla üreticiye prototip ürettirerek, analiz çalışmaları yaptırarak, sonuçlarını değerlendirerek ve üreticileri birinci elden yönlendirerek istediği sonuca varabilir. Mevcut durum, kritik konuların hep aynı tip entegratörler ve kişilerce ele alınmasına neden olmakta, çeşitlilik ve yenilikçilik konularında ciddi bir kısır döngü içinde kalınmaktadır. - Savunma sanayinde mevcut projelerin uzun zaman almasını ve maliyetlerin yüksek olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz ? Sektörün rekabetçi bir yapı taşımaması maliyetleri otomatikman yükseltmektedir. Projelerin daha küçük birimlere bölünerek birden fazla firmada ön çalışmaların gerçekleştirilmesi ve bu çalışma sonucu ürünlerin büyük projelerde kullanılması maliyetleri düşüreceği gibi, bilgi birikimini alternatifli olarak sağlayacaktır. - 2006 yılı SASAD rakamlarına göre savunma KOBİ’lerinin savunma sanayiinde 111 milyon dolar ciro yaptı. Savunma KOBİ’lerinin bu rakamı aşması için alınması gereken tedbirler ne olabilir ? Bu rakamın katma değerli üretimle ilgili olduğunu düşünmemekle birlikte başarılı olarak sayılması için toplam sektör büyüklüğünün en az %30 ı seviyesine erişmesi gerektiğini düşünüyorum. SSM nin yüklenicilere alt tedarikçi kullanmak yönünde baskıları henüz, zaten dışarıdan alınması gereken bileşenlerin siparişinden öte bir katkı yaratmamıştır. KOBİ’ler sektörün rekabet eden, esnek ve yenilikçi ruhu olmalıdır. Bu anlamda SSM insiyatifini başkalarına kullandırmak yerine birinci elden sahip çıkmalıdır. - Savunma sanayinin Ar-Ge ve ürün geliştirme çalışmalarında TÜBİTAK kaynaklarını kullanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz ? Yeterli mi ? Tubitak tarafından desteklenmiş ve ortaya çıkmış ürün ve bilgi birikimini kullanmak araştırmak, bulmak ve kullanılabilirliğini değerlendirmek, birincil aşama olmalıdır. Bu aşamada yapılmış çalışmaların bulunduğunu düşünmüyorum. ARGE kültürüyle tanışmamız tüm sektörler için yeni ve bu anlamda tüm gücüyle ARGE yapan ve katma değer üretmeyi beceren firmaların sahiplenilmesi, yönlendirilmesi ve sayılarının arttırılması, SSM nin ana stratejilerinden biri olması gerekir. Bu anlamda bir sahiplenmenin olmaması, ARGE kaynaklarının aktif şekilde kullanılamamasına yol açmaktadır. Belirlenen stratejik noktalarda kaynak gereksinimi ve bunun Tübitak 1007 ve SAVTAG ın sunduğu imkanlarla karşılanıp karşılanamayacağı sonrasında gündeme gelmelidir. - Türk savunma sektöründe her ürünü üretmenin zorlukları olacağını düşünerek, Türkiye’ nin savunma ürünlerinde bir öncelikler haritası yapması gerekir mi? Bu öncelikler hangi konseptleri içermeli ? Büyük projelerin küçük ama kritik bölümlerinin belirlenerek, bunlar üzerinde rekabet temelli ve bilgi birikimi oluşturmak amaçlı çalışmalar yapılmasının büyük önemi var. Fakat bu çalışma sonucunda her bölüm için tek bir firmanın görevlendirilmesi istenen sonuçları doğurmayacaktır. Öncelikli alan olarak bilgi birikimimizin en zayıf olduğu siber saldırılar konusunda sektör bilgi birikiminin oluşturulması gerekiyor. Türkiye bu konuda çok hazırlıksız yakalanabilir. |
|